Hakkımızda

Hiçbir ek harcama yapmadan, yalnızca takım çalışmasıyla işinizin çok daha başarılı olacağını söylesem?

Ya liderlik yetkinliğinizdeki her gelişmenin kariyerinizi çok daha hızlı ilerleteceğini?

Serkan Özizmir portresi

Referanslar

28 yıldır bu işi yapıyoruz.

1987'de henüz 15 yaşındayken ilk voleybol takımımı çalıştırmaya başladım. 1998'de ilk gönüllü kurumsal eğitimimi verdim. O günden bugüne teknoloji değişti, sektörler ve iş yapış şekilleri değişti, ekonomi defalarca yön değiştirdi.

Bizim çalıştığımız konu değişmedi: insanların nasıl daha yüksek performans göstereceği ve bir arada nasıl daha iyi çalışacağı.

2005'ten itibaren bu işi FLAMA bünyesinde profesyonel olarak sürdürüyorum. Bu süre içinde 100'den fazla şirketle çalıştık, 10.000'in üzerinde katılımcıyla buluştuk.

28yıllık tecrübe
10.000+eğitim katılımcısı
1.000+saat video eğitim
100+şirket ile çalışma

Birlikte Çalıştığımız Kurum ve Markalardan Bazıları

Holdingden kamuya.

Aktur Tüvtürk Araç Muayene İst. Altınyıldız Classics Bosch Brew Cola Turka Çimstone Ermat Ferrero Franke Garanti BBVA Innovera Technology Johnson Controls Magvatech Türkiye Microsoft NGK Nutella Rexam Schneider Electric TC Savunma Sanayii Başkanlığı Türk Tuborg Turkcell Türk Telekom

(Alfabetik sırayla listelenmiştir.)

Açık havada toplanmış kalabalık katılımcı grubu — uzaktan görünüm

Spor Dünyasında Liderlik Danışmanlığı

Sahada sonuç hemen belli olur.

Takım çalışması yalnızca ofiste geçerli bir konu değil. Sporda takım, sonucu doğrudan ve hemen ortaya koyan bir yapı. Bu nedenle orada öğrenilenler kurumsal hayata da taşınabiliyor.

  • Beşiktaş futbol takımı teknik direktörüne bireysel danışmanlık
  • Karşıyaka ve Beşiktaş basketbol takımlarının coach'larına bireysel danışmanlık
  • 1. ve 2. Lig voleybol takımlarına dönemsel takım çalışması eğitimleri ve antrenmanları; başantrenörlerine bireysel danışmanlık

Şirket Dışındaki Çalışmalar

Takım olan her yerde.

Gönüllü kuruluşlar, dernekler ve proje takımlarıyla da çalışıyoruz.

Ayrıca yaklaşık 15 yıldır politika dışı seçimlerde federasyonların, sektör kuruluşlarının ve sivil toplum örgütlerinin başkan adaylarına bireysel danışmanlık veriyoruz.

Devamını okuyun

Spor benim için her zaman takım olgusunun en canlı yaşandığı yer oldu. 10 yaşımdan itibaren 25 yılı aşkın süre boyunca takımlarda oynadım ve takımlar çalıştırdım. Farklı ülkelerden insanlarla, farklı seviyelerde ve farklı sporlarda çalışırken hep aynı şeylerin tekrar tekrar yaşandığını, takım çalışmasının kendi içinde bir düzen takip ettiğini bizzat deneyimleme fırsatı buldum.

İş hayatı da bana outsourcing işleri, danışmanlık ve projeler sayesinde birçok şirketten ve sektörden profesyonel insanlarla aynı takımda olma, bazı takımları yönetme, bazılarında koçluk yapma fırsatı sundu.

Sporda takımların takip ettiği düzenin iş hayatında da büyük ölçüde geçerli olduğunu gördüm. Benzer koşullarda benzer insan davranışları, benzer sonuçlar doğuruyordu.

15 yaşında ilk takımımı çalıştırdım ve yıllar boyunca antrenörlüğe devam ettim. Bunun iş hayatındaki doğal devamı olarak eğitimcinin eğitimini aldım. Ardından yedi yıl boyunca Türkiye'nin her yerinde hastanelere, üniversitelere, derneklere ve çeşitli kamu kuruluşlarına gönüllü eğitimler verdim.

Benim açımdan konu hep aynıydı: takım çalışması.

Bir süre sonra eğitim ve danışmanlık mesleğime dönüştü. Şirketlerle ve bireylerle çalışmalarımı sürdürüyor, her gün yeni şeyler öğreniyor ve öğrendiklerimi daha net, daha anlaşılır ve daha kolay uygulanabilir şekilde aktarmanın yollarını arıyorum.

Takım çalışmasını bir kere yaşayan insanın artık başka bir insan olduğunu, takım mucizesinin tadının hayat boyu damakta kaldığını biliyorum. Bunu tekrar tekrar yaratmanın bir yolu var. Bir insan grubunun başarılı bir takıma dönüşme sürecini yeniden ve yeniden gerçekleştirmek mümkün.

Takım çalışması meteorolojik bir olay, örneğin yağmur gibi ihtimal hesaplarına veya doğru insanların doğru şartlarda bir araya gelmesine bağlı değil. Satranç gibi, adımları üzerinde çalışılabilen bir süreç.

Doğruları yaptığınızda sonuç alabiliyorsunuz.

Yani hangi insanlar, hangi ortamda ve nasıl bir araya gelirlerse gelsinler, takım olmaları ve ardından takım mucizelerini ortaya çıkarmaları mümkün.

FLAMA'yı 1995 yılında, 23 yaşında kurdum. O günden bu yana 100'den fazla şirketle ve 10.000'in üzerinde katılımcıyla çalıştım. Benim takım mucizesi dediğim şeyi yüzlerce defa yaşadım.

Bu nedenle takımla ilgili söylediklerim “keşke herkes bir gün takım olsa” gibi bir temenni veya iyi dilek değil. Benim için bunlar yaşanmışlık ve somut deneyim.

Takım dediğimde aynı anda liderlik de tetikleniyor. Benim için takım ve liderlik iç içe geçmiş iki kavram. İkisini birbirinden ayırmak mümkün değil.

Ama “takımı liderler kurar, liderler yönetir; her şey lidere bağlıdır” anlayışıyla değil.

Yedi kişinin bir araya gelip yarım saat içinde bir rekor kırabilmesi için onlarca liderlik davranışına ihtiyaç var. Bunu tek bir kişinin yapması ve sürdürmesi mümkün değil.

Sıfırdan başlayıp 1,5 saat içinde 80 kişilik bir şirketin her bir üyesini kahkahalarla güldürecek veya duygulandıracak, 80 kişinin gururla göstermek isteyeceği kısa filmler çekmek de mümkün.

Yüzlerce defa yapılmış ve fotoğraflanmış bir “bandana bağlama” veya “kartondan şapka” çalışmasında bile daha önce hiç yapılmamış, tamamen özgün ve gören herkesi etkileyen sonuçlar almak mümkün.

Kendimi çok şanslı hissediyorum; çünkü bunların tanığıyım.

Her defasında daha iyisinin olabileceğini artık biliyorum. Bu mucizeler tekrar tekrar gerçekleşiyor.

Diğer yandan takım çalışmasının kendisi de adeta bir fenomen. İş hayatımızda, toplumumuzda, yakın çevremizde ve izlediğimiz spor müsabakalarında çok fazla başarısız takım var.

Bunlar içinde bulunan her bir kişiye mutsuzluk üretiyor. Böyle bir yapının içinde yaşıyorsanız, her iş gününü adeta koyu gri bir kubbenin altında geçiriyor gibi hissedebiliyorsunuz.

Baskı, haddinden fazla zorlanma, sürekli gerginlik… Ve en kötüsü, iliklere işleyen bir başarısızlık hissi. Çaresizlik.

Böyle bir ortamda liderlik davranışı sergilemek bazen çok uzun zaman alıyor.

Değer mi?

Evet.

Tam bir uyum içinde olmanın, milli maçta İstiklal Marşı'ndan hemen sonra hep birlikte bağırmanın, düğün halayında dostlarla omuz omuza giderek hızlanmanın, on binlerce kişinin aynı anda saygı duruşunda bulunmasının bizde yarattığı “insan olma”, insanlığın bir parçası olma hissine ihtiyacımız var.

İnsanlığın en eski dönemlerinden beri birlikte olmanın, aynı ritmi paylaşmanın ve ortak bir amaç etrafında buluşmanın farklı biçimlerini yaratıyoruz. İnsanların olduğu her yerde birlik olmaya ihtiyaç var.

İyi haber şu: takım olmak mümkün.

Adım adım ilerlemek gerekiyor.

Ortak amaca güvenmek, takıma bağlılık konusunda birbirine güvenmek ve şüpheye düşmemek gerekiyor. Bu bağlılığı da takımın kurallarına uyarak göstermek gerekiyor.

Takımın kapısından girerken ayakkabılarla birlikte egoyu da dışarıda bırakmak.

Liderlik etmeye hazır olmak, her fırsatta liderlik davranışı sergilemek, gerektiğinde topa girmek… Ama “tek lider olmak” uğruna takıma zarar vermemek.

Takımın çıkarını kendi çıkarının üstünde tutabilmek.

En basitinden, başkasının sözünü kesmemek. Saygı göstermek. Desteklemek.

Birbirimize ihtiyacımız olduğunu, birbirimize bağlı olduğumuzu unutmamak ve unutturmamak.

Ve bunların hepsini her gün, tekrar tekrar ve yüksek bir tutarlılıkla yapmak mümkün.

Kimse bizi liderlik davranışı sergilemekten alıkoyamaz.

Kimse bizi içinde bulunduğumuz insan gruplarını takıma dönüştürmeye çalıştığımız için suçlayamaz.

İşte ben de bunun için çalışıyorum.

Yazarak, anlatarak, dokunarak…

Keyifle.

FLAMA’NIN HİKÂYESİ

Anlatması bana düşer.

6 dakika 45 saniye · sesli

İyi bir takımın parçası olmak paha biçilmez bir deneyimdir. Ben hem çok iyi hem çok kötü takımların içinde bulundum. Onları birbirinden ayıran şeylerin neler olduğunu anlamak ve anlatmak zamanla temel hedefim hâline geldi.

Liderliği de yalnızca anlatarak değil, yaşatarak öğretmek; insanlara iyi bir takımın parçası olmanın ve birlikte başarmanın deneyimini yaşatmak benim hayatıma anlam katan şey oldu.

Yolculuk

Sahadan sınıfa, sınıftan kuruma.

1987–2005

Saha: Voleybol antrenörlüğü

“Takım” olgusunu ilk kez sahada tanıdım. On altı sene voleybol oynadım, 13 sezon da antrenörlük yaptım; bunun dört yılı Fransa'da geçti. Genç ve yıldız takımlarla çalıştım, büyük takımda baş antrenörlük yaptım.

İş hayatında da kendi şirketim henüz benimle birlikte yalnızca üç kişiyken, gönüllü çalışmalar sayesinde dayanışmayı, proje yürütmeyi ve hiç tanımadığın insanlarla ortak bir hedefe yürümeyi öğrendim.

Sahada öğrendiğim şey basitti; ama tıpkı aşk gibi, henüz yaşamamış birine onu anlatmak hiç kolay değil. Takım çalışmasının sınıfta öğrenilemeyeceğine inandığım için eğitimlerimi mümkün olduğunca dış mekânlara ve doğal ortamlara taşıdım. Yelkenli tekneler, ATV'ler, uçan balonlar hep takım çalışması alanımız oldu. Bir otel salonundaysak bile mutlaka ayağa kalktık, koştuk ve kahkahalar attık. Zamana karşı, birbirimize karşı… Ama en çok da kendimize karşı bir tık daha iyi olmak için uğraştık.

İyi takımlar mucizeler yaratır. 28 yıldır anlattığım ve yaşatmaya çalıştığım şeyin özü budur.

Çalıştırdığı voleybol takımının kadro fotoğrafı
Antrenörlük dönemi. Fotoğrafın çözünürlüğü düşük — arşivde bu hâliyle korunmuş.

1998

JCI: Eğitimcinin eğitimi

Uluslararası bir gönüllü kuruluş bünyesinde eğitimcinin eğitimini aldım. Önce co-coach, ardından head coach olarak verdiğim eğitimlerle 1,5 yıllık eğitimci ustalık programını tamamladım. Bildiğim şeyi nasıl aktaracağımı burada öğrendim.

1998

Göteborg: Takım çalışması akademisi

Aynı yıl, Türkiye'den seçilen üç kişilik burslu bir ekiple İsveç'in Göteborg şehrinde takım çalışması akademisini tamamladım. Avrupa'nın 30 farklı ülkesinden gelen katılımcılarla kapsamlı bir eğitim aldım ve güçlü bir takım çalışması deneyimi yaşadım. Takım dinamiklerine bir disiplin olarak bakmayı burada öğrendim.

1998–2005

Yedi yıl gönüllü eğitim

Yedi yıl boyunca Türkiye genelinde gönüllü eğitimler verdim. Para almadan, yalnızca katkıda bulunabilmek için. Üniversiteler, hastaneler, sivil toplum kuruluşları… Anadolu'nun birçok yerine gittim.

Farklı çevrelerden gelseler de yüzlerce farklı insanın nasıl takım olabildiğini gördüm.

2005

Profesyonel dönem: FLAMA

2005'ten itibaren eğitimciliği FLAMA bünyesinde profesyonel kariyerimin bir parçası hâline getirdim. O günden bugüne 100'den fazla şirketle çalıştım, 10.000'in üzerinde katılımcıyla buluştum.

Eğitimlerin şirket kültürlerine göre nasıl yorumlanması gerektiğini, işin başındaki kişinin insanlarıyla ilgili hissettiği eksikliklere en iyi yanıtların nasıl verilebileceğini deneyimledim. Bütçe ve süre kısıtları içinde mümkün olan en etkili eğitimleri bulmaya ve geliştirmeye odaklandım.

Kasklı sürücülerle ATV takım etkinliği

Bugün

Sektör değişiyor, insan değişmiyor.

FLAMA 1995 yılında kuruldu. 2004 yılında anonim şirkete dönüşerek bugünkü yapısına geldi. Kurumsal eğitim ve danışmanlık çalışmalarımızın yanı sıra 1/1 gelişim çalışmalarımızı da sürdürüyoruz.

Çalışma yöntemimiz üç temel biçimde ilerliyor: takım hâlinde eğitim ve workshoplar, kurumsal danışmanlık ve 1/1 çalışmalar.

Şirketlerin yanı sıra gönüllü kuruluşlar, dernekler ve proje takımlarıyla da çalışıyoruz. Kurum aracılığı olmadan doğrudan başvuran bireylere birebir danışmanlık veriyoruz.

Takım olan her yerde aynı sorular çıkıyor. Sektör değişiyor, gündem değişiyor, insan değişmiyor.

Takım çalışması da zar atmak gibi “ya tutarsa” denecek bir şey değil. Doğruları yaptığınızda sonuç alabileceğiniz bir süreç.

Serkan Özizmir İş Antrenörü

Sizin şirketinizi / kariyerinizi konuşalım

Daha iyi gidebileceğini hissettiğiniz durumu anlatın, birlikte ilerleyelim. Bizimle iletişime geçmek sizin için herhangi bir taahhüt içermiyor.